MÜHÜR BASKILARINDA ZEUGMA ARŞİVİ...
Gaziantep'in Nizip İlçesi'nde, Fırat Nehri kıyısında bulunan Zeugma antik kentinden çıkarılan mühür baskıları, Zeugma'yı bu alanda da dünya gündemine taşıyor.
Eşsiz mozaikleri, Türkiye müzelerinde benzeri olmayan savaş tanrısı Mars'ın bronz heykeli, mimari yapıları, freskleri, küçük heykelcikleri ve stelleri ile arkeoloji dünyasının ilgisini üzerinde yoğunlaştıran Zeugma, 100 bini aşın mühür baskısı ile bu alandaki dünya rekorunu 3'e katladı. Zeugma'da 1998-2000 yılları arasında yaptığı çalışmalarla 100 bini aşkın mühür baskısının çıkarılmasını ve Fırat Nehri üzerine inşa edilen Birecik Barajı ve Hidroelektrik Santrali gölünün altına kalmasını önleyen Gaziantep Müzesi'nde görevli arkeolog Mehmet Önal, A.A muhabirine, mühür baskılarından 50 binin incelemesinin tamamlandığını söyledi.
MÜHÜR BASKISI-
Mühür baskılarının, bir yere gönderilmek üzere hazırlanan dokümanlar için kullanıldığını belirten Önal, şöyle devam etti:''Dokümanlar, bugünkü anlamda noter görevlileri ve şahitler huzurunda, kil çamuruna yüzük taşı, resmi mühür veya parmak izi basılarak mühürleniyor ve kapatılıyordu. Postaya verilecek papirüs belgelerinde papirüs lifleri önce kil çamuruna yatırılarak belge tomarına bağlanıyor, kil onun üstüne bastırılarak mühürleniyor ve ardından lif belge tomarına sarılıyordu. Mühür baskıları dokümanlara bağlanmalarının yanında, gönderildiği belge içinde de tarif ediliyordu. Mektup sahibi bazen mühürlediği mektubuna veya birlikte gönderdiği eşyasında belgeye kaydını yapardı. Bu şekilde çalınma veya soygun şikayetlerinde, onun yüzük mühürü geçerli sayılırdı.
Hem resmi hem de özel mühürler kullanılmaktaydı. Resmi mühürlerde genel olarak kral, imparator, Zeus ve şehir tanrıçalarının betimlendiği mühür ya da yüzük taşı kullanılırken, özel mühürlerde kişilerin sevdiği objeler, tanrılar, tanrıçalar, burçların betimleri kullanılmış.''
NASIL KORUNUYORDU
Diğer antik kentlerde tapınaklarda, agoralarda, özel evlerde, evlerin kilerlerinde ve lahit içlerinde bulunan mühür baskılarının, Zeugma'da ise agoradaki arşiv odasında ortaya çıkarıldığını anlatan Önal, ''Binlercesi parmak iziyle mühürlenmiş. Bu da agoradaki dükkanların günlük olarak mühürlenmesine bağlanabilir'' dedi.
Gaziantep Müzesi'nin 100 bini aşkın mühür baskısı ile dünyanın en büyük mühür baskısı koleksiyonunun sahibi olduğuna dikkati çeken Önal, ''3 yıl öncesine kadar en büyük mühür baskısı koleksiyonu, Yunanistan'daki Delos adasındaydı. Delos'ta 35 bin mühür baskısı bulunmuştu. Zeugma, Delos'u 3'e katladı'' diye konuştu.
NEDEN
Zeugma'da 100 binin üzerinde mühür baskısı bulunmasının birçok nedeni bulunduğunu kaydeden Önal, sözlerini şöyle sürdürdü:''Bu kadar mühür baskısı, Zeugma'da güçlü bir gümrük bulunmasından kaynaklanıyor. Antakya'dan Çin'e uzanan İpekyolu buradan geçiyordu. Doğudan getirilen baharat ve değerli taşlar, Zeugma gümrüğünden geçirilerek Zeugma agorasında çevreden gelen tüccarlara pazarlanıyordu.
Balyalar ve torbalar bu mühür baskıları ile mühürlüydü. Parmak izi baskılı olanlar, agora dükkanlarının kapılarının bu mühürle mühürlendiğini gösteriyor. Ayrıca, Zeugma, Roma'nın doğudaki sınır kenti ve bu nedenle resmi yazışmalar yoğun olarak yapılıyordu. Mektuplar da mühürleniyordu.''
NELERİ ORTAYA ÇIKARDI
Mühür baskılarının, Zeugma'nın çevresindeki kentlerin hepsi ile ilişki içerisinde olduğunu gösterdiğini bildiren Önal, sözlerini şöyle tamamladı: ''Antakya'nın simgesi oturan Tykhe betimli, Nikepolis (İslahiye) şehir tanrıça büstünün resimlendiği, Kommagene'yi simgeleyen akrep ve etrafı yıldızlı aslanı gösteren mühür baskıları ortaya çıkarıldı. Kiros'u simgeleyen mühür baskıları, Dülük'ü anlatan Jüpiter Delichones'in betimlendiği, Kayseri Erciyes Dağı'nın resimlendiği ve Edessa (Şanlıurfa) yazılı mühür baskıları da bulundu.
Zeugma'nın Kuzey Afrika ile de yakın ticaret içerisinde olduğu saptandı. Kyrene'de (Bingazi) ele geçen mühür baskıları ile Zeugma mühür baskıları birbirine çok benziyor. Ayrıca, Yahudi tanrısı Abraksas'ın resimlendiği mühür baskıları da ele geçti.
Zeugma mühür baskılarının incelemesi sonucu, Kayserili ve Yahudi tüccarların bugün olduğu gibi yaklaşık 2000 yıl öncesinde de ticarette var oldukları, Gaziantep ve çevre şehirlerin de bu ticarette yer aldıkları saptandı. Mühür baskılarının incelemesi devam ediyor.''
(AA-06.01.2002)
sayfa tasarımı T U R K L I N E