 |
 |
 |
KURAKLIĞI İNSANLAR HAZIRLADI
|
 |
|
|
| TEMA Vakfı Bölge Temsilcisi Sait Köse, yaptığı açıklamada Türkiye’nin Zeugma gibi pek çok güzellikten uzun süre haberdar olamamasını yaşanan şiddetli erozyonla açıkladı.TEMA Vakfı Bölge Temsilcisi Sait Köse, erozyonun tahribatının her alanda görüldüğünü belirterek, “Zeugma antik kenti de erozyon kurbanı. Antik kent üzerindeki toprak, erozyonla gelmiş ve bugün toprak altında kalanların bir an önce kurtarılması için mücadele veriliyor” dedi.
Köse, Zeugma antik kentinin erozyon nedeniyle asırlar boyu toprak altında yatmasının, yörenin ve Türkiye’nin, böyle önemli bir güzellik ve kültürel değerden habersiz yaşamasına neden olduğunu söyledi.
Erozyonun ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda, her yıl katlanan ölçüde zararlara yol açtığını kaydeden Köse, “Türkiye’de yağış miktarının mevsim normallerinin yüzde 70 altına düşmesi de tahrip edilen çayır, mera ve ortadan kaldırılan ormanlık alanlar nedeniyledir. Yani, yine insan eli ile bu kuraklık ortamı hazırlanmıştır” diye konuştu.
“DOĞA AFFETMİYOR”
Doğa ile mücadelenin mümkün olmadığını ve doğaya yapılan müdahalelerin, bu müdahaleyi yapanların yanı sıra, o ortamdaki herkese olumsuz sonuçlar yaşattığını ifade eden Köse, doğanın, kendisinin “canını acıtanlardan” bir şekilde intikam aldığına dikkati çekti.
Erozyonun, antik yerleşmelerin üzerini kapatarak geçmişi kararttığını, toprakları taşıyıp, su rezervlerini kurutarak bugünün yanı sıra, yarınları da tehdit ettiğini vurgulayan Köse, şöyle devam etti: “Toprağa saygısı olmayan, doğal örtüyü ve ormanlık alanları korumayan bireylerin, ‘çocuğumu seviyorum’, ‘çocuğum için yaşıyorum’, deme hakkı yoktur, derse de samimi değildir. Bir insanın hem çocuğunun sağlıklı bir ortamda yaşamasını sağlayacak değerleri ortadan kaldırıp hem de çocuğumu seviyorum demesi ciddiyetsizliktir.”
Çocuğuna daha iyi yaşam koşulları oluşturmak için çaba gösterenlerin bu süreci doğayı en üst düzeyde koruyarak başlatması gerektiğini anlatan Köse, “Dünya kimsenin malı değil, bir sonraki kuşağa, daha da iyi koşullarda, hiç olmazsa teslim alındığı gibi bırakılması gereken kutsal bir emanettir” diye konuştu.
Türkiye’nin yılda yaklaşık 400 milyar ton yağış aldığını, doğal örtünün tahrip edilmesi sonucu bunun yalnızca 4 milyar tonunun toprak altına indiğini kaydeden Köse şunları söyledi: “Doğal bitki örtüsü olmayınca su rezervleri de oluşmuyor. Yağışın neredeyse tamamını yakını derelere, nehirlere, göllere akıyor. Yılda 1,4 milyar ton toprak yerinden oluyor. Erozyonun boyutu Yeşilırmak’ta net olarak görülüyor. Yeşilırmak yeşillikten çıktı ve ‘Kahverengiırmak’a dönüştü.”
(AA-17.02.2001) |
|
|
|
|