 |
 |
 |
TEK SUÇLU BARAJLAR DEĞİL
|
 |
|
|
| Gaziantep`in Nizip İlçesi`nde, Fırat Nehri kıyısında bulunan Belkıs Zeugma Antik kentinin bir bölümünün GAP kapsamında inşa edilen Birecik Barajı gölü altında kalması sonrasında gündeme gelen barajlar, arkeolojik ve kültürel varlıkların tahribatında, sulama kanalları ve arazi ıslahı çalışmaları kadar suçlu kabul edilmiyor. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, A.A muhabirine, arkeolojik ve kültürel varlıkların tahribine karşı duyarlı olan kesimlerde,tahribatın temel nedeninin baraj gölleri olduğu şeklinde yanlış bir izlenim oluştuğunu söyledi. Arkeolojik ve kültürel varlıkların tahribatının her türlü yatırımda söz konusu olduğunu belirten Prof. Dr. Özdoğan, ``Karayolları, otoyollar, boru hatları, yeni sanayi ve turistik tesisleri, genişleyen kentler, santraller, havaalanları ve bunların gerektirdiği hammadde ocakları, kültürel mirası topyekün yok ediyor`` diye konuştu. TAHRİBATIN BOYUTU Tahribatın boyutunun artık yılda 1-2 yerleşme ile değil, günde birçok yerleşmenin tahribi ile ölçülür boyutlara geldiğini kaydeden Prof. Dr. Özdoğan, ``Ancak, asıl en büyük tahribatı yapan, sulama kanalları ve arazi ıslah çalışmalarıdır. Genellikle en kolay gözden kaçan da budur`` dedi. Sulamaya yönelik bir baraj ya da göletin, akarsu boyunda belirli bir alanı etkileyeceğini ifade eden Prof. Dr. Özdoğan, şöyle devam etti: " Ancak, sulama kanalları yapıldıktan sonra bunun önünde kalan ovanın belirli bir eğime gelmesi, ovadaki her türlü yükseltinin düzeltilmesi, çoğu kez de ova toprağının mekanize olarak yeniden düzenlenmesi gerekir. Bunun sonucunda görünürde yine bir ova vardır ama bu toprağı aydan getirip de serilmiş gibi, hiçbir geçmişi olmayan yepyeni bir arazidir.Bu sorun, Batı ve Orta Anadolu`da birçok yerde yaşandı. Birçok bölgenin geçmişten gelen zenginliği tümü ile kayboldu. Güncel olarak önümüzde duran büyük tehlike, GAP sistemi içindeki sulanabilir ovalarda ne olacağıdır. Daha şimdiden sulama kanalları birçok höyüğü yarıp geçti. Ancak, asıl tehlike bundan sonra özellikle Harran Ovası`nda sulama projesi ile başlıyor." URFA TÜNELLERİ Prof. Dr. Özdoğan, GAP kapsamındaki bazı yatırımların, kültürel varlıkları tahribatına şu örneği verdi: " Bölgede sistemli bir kültür envanteri çalışması olmadığı için, tam olarak kaç tane yerleşmenin bu kanallardan etkilendiğini söylemeye, liste sunmaya olanak yok. Ancak, yüzey araştırması ile saptadığımız Bozova yakınlarında, Tavuk Çayı çevresindeki 2 yerleşme, Urfa Tünelleri tarafından yok edildi. Atatürk Barajı`ndan Harran Ovası`na su getiren kanallar da, örneğin Kazane Höyüğü`nde M.Ö. 5500 yıllarına tarihlenen Halaf kültürüne ait kısmı ortadan biçti. En azından bu kanalların güzergahında yapılacak küçük oynamalar ile bu sorunlar kolayca çözülebilir." (AA-09.08.2000) |
|
|
|
|