 |
 |
 |
ZEUGMA’NIN ÜNLÜ SİMALARI DİLE GELDİ ZEUGMALILARDAN BÜYÜK İTİRAFLAR !
|
 |
|
|
| Gaziantep Arkeoloji Müzesi arkeologlarından Mehmet Önal yeni kaleme aldığı tiyatral metinde Zeugma’nın ünlü simalarını konuşturdu. Arkeolog Önal, bugüne kadar hep başkaları tarafından anlatılan Zeugma’nın ünlü simalarını ve yaptıklarını bu kez kendi ağızlarından yorumladı. Geçmişten bugüne uzanan süreçte yaşananları, bölgenin kaderini anlatan tiyatral metinlerde, tarihsel gerçekler ve Antik Kentin kaderini etkileyen olaylar birebir ilgili kişinin ağzından anlatılıyor. Zeugma Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarının her aşamasında görev alan ve gerçek bir Zeugma savdalısı olarak bilinen Mehmet Önal, daha önce de Zeugma ve Çingene Kızı (GAIA) üzerine ağıt ve şiirler kaleme almıştı. Zeugma’nın bugüne kadar hep başkaları tarafından anlatıldığını belirten Arkeolog Mehmet Önal, “Kazılar boyunca sürekli kafama bazı sorular takıldı. Acaba, Zeugma'nın simaları konuşabilseydi, Zeugma'ya yaptıklarını ve Zeugma'da başına neler geldiğini nasıl anlatırdı? Diye çok düşündüm. İşte bu metinlerde, Zeugma'nın ünlü simalarından bir kaçı bize kendini ve yaptıklarını anlatmaktadır” diye konuştu. İlginç yorumların yer aldığı metinlerde; Selevkos Kralı Selevkos Nikator, Selevkos Kralı Antiokhos VIII’nin kızı Leokide, Roma İmparatoru Markus Aurelius, Pers Kralı Şapur gibi kentin tarihinde etkili olan ünlü isimlerin yanı sıra , Zeugma’dan tarihis eser kaçıran define avcıları da kendi ağızlarından itiraflarda bulunuyor. Metinlerin en can alıcı bölümü ise Çingene Kızı (GAIA) nın konuşmaları oluşturuyor. Önal’ın tiyatral metinlerinde dile gelen Çingene Kızı Zeugma’nın ihtişamlı günlerinden sonra önce Perslilerin istilası, ardından da define avcılarının yağmaları karşısında çektiği acıları duygusal sözlerle dile getiriyor. İşte Arkeolog Mehmet Önal’ın 2003 yılındaki Zeugma kazıları sırasında yazdığı duygusal metinler ve ünlü simaların ağzından Zeugma gerçeğine farklı bir bakış:
ZEUGMA’NIN SİMALARI
Selevkos kralı Selevkos Nikator I sisin içinden çıkar gelir
S.Niketor “Büyük İskender’in zincirlerden köprü yaparak geçtiği yerde, Fırat’ın kıyısına iki kent kurdum. Batı yakasındaki kente kendi adımla Fırat’ın adını birleştirerek Selevkeia Euphrates adını koydum. Doğu yakasına ise eşim Apameia’nın adını verdim. Her iki kenti birbirine bir köprüyle bağladım. Kervanlar Fırat nehrini bu köprüden geçtiler. Doğu ile batıyı burada birleştirdim. Şehrin akropolüne tapınaklar resmi binalar yaptırdım; krallığımın şanını, görkemini yansıtan”
Selevkos kralı Antiokhos VIII’nin kızı Leodike gelinlik kıyafetiyle sis içinden çıkar gelir
Leodike “Selevkos kralı babam beni Commagene kralının yiğit oğlu Mitridates’e verdi. Çeyizim olarak Selevkeia Euphrates (Zeugma) kentini de Commagene kralına hediye etti. Oğlum Antiokhos bu kentin gümrük geliriyle Nemrut dağındaki tümülüsü ve heykelleri yaptırdı. Selevkeia Euphrates’de de tapınak yaptırıp steller adadı; Pers giysisi içinde Apollon-Mitra-Helios ile tokalaşan”
Roma İmparatoru Markus Aurelius sisin içinden çıkar gelir
M.Avrelius “Benden önce bu kentin adı geçit köprü anlamına gelen Zeugma olarak değişmişti. Benim zamanımda Zeugma kenti çok zenginleşti. Tykhe tapınağı görkemleşti. Zenginler Fırat nehri manzaralı villaların sayısını arttırıp, tabanlarını mozaik, duvarlarını fresklerle kaplattı. Roma’nın görkemini, ihtişamını ve gücünü bu kente yansıttım. Zeugma’yı zanatçılar ve sanat kenti yaptım”
Pers kralı Şapur I sisler içinden gelir
Şapur I “Fırat’a karşı bir sel gibi akan askerlerimle Zeugma’yı ele geçirdim. Resmi yapılarda ve tabanı mozaik döşeli muhteşem villalarda yükte hafif, pahada ağır ne varsa yağmaladım. Bir işaretimle binlerce askerim kenti ateşe verdi. Yükselen alevlerin sıcaklığından Fırat nehrinin suyu ısındı. Çok aradım. Fakat Romalıların savaş tanrısı Mars’ın bronz heykelini ele geçiremedim, ona yanarım”
Kürek ve kazmasıyla bir defineci sislerin içinden gelir
Defineci “Zeugma’nın önce kaya mezarlarını kazdım. Altın, gümüş ve bronz takıları, parfüm ve gözyaşı şişelerini aldım. Mezar önündeki mezar sahiplerine ait heykellerin ise kafalarını uçurdum. Sonra, Fırat manzaralı villalarda tüneller açarak kaçak kazılar yaptım. Mozaikleri kestim. Freskleri parçaladım. Bulduğum heykelciklerle birlikte hepsini kuyumcu dükkanlarında sattım. Şimdiye kadar bulduklarımdan sadece Çingene kızı mozaiği hışmımdan kıl payı kurtuldu; ona yanarım”
Çingene kızı mozaiği sis içinden belirir
Çingene kızı “Samsatlı Zosimos ustanın atölyesinde önce tuvale, sonra mozaiğe resmedildim. Yemek odasının taban mozaiğiydim seçkin konuklara övünülen. 360 derece bakan gözlerim odanın tüm konuklarını süzerdi. Kimi konuklar bende görürdü sevgililerini, hayellerini. Güzel günler Fırat’ın suyu gibi hızlı aktı. At kişnemeleri ve çığlıkların ardından alevler sardı etrafımı. Üzerime yıkıldı kalaslar ve duvarlar. Sonrası karanlık ve sessizlik. Bin sekiz yüz yıl sonra kürek ve kazma sesleriyle irkilerek uyandım. Kirli sakallı bir definecinin sırıtan yüzüydü gördüğüm. Korktum. Sonra parça parça kesilerek dağıtıldım. Yüzüm kılpayı kurtulmuştu defineciden. Sonraki yıllarda bazen definecilerin sevinç çığlıklarını, bazen arkeologların yanık türkülerini, bazen de baraj inşa edilecek gibi sözler duydum. Bir bahar günü Fırat nehri kenarında kurtarma kazısı yapan kırmızı malalı bir arkeologu gördüm. Gözlerinden kaçıramadım gözlerimi. O günden beri, Gaziantep Müzesinin teşhirindeyim. Ben geldikten sonra duydum ki önce fıstık ağaçları, sonra köyler, sonra da doğduğum kent Zeugma kısmen kalmış, yükselen baraj sularının altında. Simdi, dalgalar döğer Zeugma kıyılarını, eritir toprağını, yıkar duvarlarını, parçalar mozaiklerini, fresklerini. O arkeolog zaman zaman kıyıda acil kurtarma kazısı yaparak, ıslak mozaikleri sessizce taşır müzemize” Mehmet Önal 10.08.2003/Birecik Kazı Evi www.zeugmaweb.com |
|
|
|
|